BÖ ve BB…
Ne anlama geldiğini merak ediyorsunuz.. Bayram Öncesi ve Bayram Bilançosu.. Artık ne yazılsa ne çizilse boş. İnsanın içi titriyor, bunca insan yollara akın ediyor da, hiç mi tedbirini almıyor. 9 günlük bayram tatilini sevdikleriyle bir arada geçirmek isteyen ya da bu bayramları fırsat bilip çalışma temposuna ara veren ve tatile gidenlerin oluşturduğu inanılmaz trafik keşmekeşi. Pek çok kişi sadece sonuca odaklandığı için arada geçen süreyi –ki bu süreç yolculuk yani yola çıkış ve varış sürecini- önemsemiyor. Oysa tatil, gideceğiniz yer için araca bindiğiniz andan itibaren başlıyor. Yani "yolculuk" aslında tatilin en önemli bölümü, çünkü gidip de dönememek var..
Bu bölüm hep es geçiliyor, çünkü yola çıkan her sürücü "en iyi sürücü", kullandığı otomobil düzde de, yokuşta da kendinden zayıf otomobilleri geçebiliyor (çünkü at sahibine göre kişniyor), uykusuzluğa karşı tamamen dirençli, saatlerce sürücü koltuğunda sabit oturup mola vermeden direksiyon sallayabiliyor, aracının frenleri çok güçlü, lastikleri çok iyi durumda, lastik havaları doğru değerlerde (lastik havaları gerçekten önemli), otomobilini ve teknik özelliklerini çok iyi tanıyor.. Yani yolda seyreden otomobil ve sürücüsünde kesinlikle bir problem ya da kusur yok. Peki bunca trafik kazası, ölüm trajedisi ve sakatlanmalar, yaralanmalar nasıl meydana geliyor? Tek sorumlu yollarımız mı? Belki.. Hala yenileme ya da düzenleme çalışmaların yapıldığı yol kesimlerinde yeterli uyarı ve işaret bulunmuyor.
En son bende bayram tatili için memleketime giderken Türkiye’nin kara yollarının "karalistesinde" ilk sıralarda yer alan Düzce-Ereğli yolunu kullandım. Bu yolu yıllardır kullanıyorum ve neredeyse gözüm kapalı gidebilirim. Fakat ayrılmış yol yapım çalışmaları dolayısıyla bulunduğunuz şeridin bir anda değiştiği, hiç tahmin etmediğiniz bir yerde yolun karşı şeridine geçtiğiniz, zemin yükseklik farkı dolayısıyla bir anda kaldırıma çıkmış gibi zıpladığınız, diğer bölümünde ise aniden düşen kot farkı yüzünden neredeyse otomobilin amortisörlerinin dibine vurduğu, eğer gece yolculuğu yapıyorsanız yol çalışmaları dolayısıyla yolun oldukça kenarına park edilmiş ve ışıklandırma olmadığı için son anda fark edebildiğiniz iş makineleri sayesinde bu yolda otomobil kullanmak resmen Play Station’da oyun oynamaya benziyor. Yani bunun zevkli bir durum olduğunu söylemiyorum, sadece akıl almaz sürprizlere hazır olmak zorundasınız ve bu, otomobil kullanmanın keyfini alıp götürüyor, onun yerine -eğer bekleyeniniz varsa (mutlaka herkesin var)- endişe yerleşiyor. Bu yüzden pek çok sürücüden ve otobüs şoföründen "Düzce-Ereğli yolunu geçmektense, geldiğim yolu tekrar geri dönerim daha iyi." cümlesini duymuşumdur.
Aslında problem sadece yollar değil, yolculuğun "mümkün olduğunca kısaltılması gereken kayıp zaman dilimi" olarak algılanmasının önüne geçebilirsek, yola çıkarken daha özenli hazırlanabilirsek daha keyifli ve emniyetli yolculuklar yapabiliriz. Hemen değil belki ama ileriki yıllarda 9 günlük bayram tatillerinin 146 kişinin öldüğü 649 kişinin yaralandığı neredeyse katliam gibi tatillere dönüşmesini engelleyebiliriz.