Hatta yapılan araştırmalara göre modern insanın en büyük korkularından birisi (aslında endişe demek daha doğru) hiç olmadık bir zamanda cep telefonunun şarjının bitmesiymiş. Ne kadar büyük bir endişe. Aslında zamana karşı yaşayan modern insanın hayatının hızına ayak uydurabilen cep telefonunun, gündelik işlerimizi aksatması biraz garip bir durum.
Mesela otomobil kullanırken cep telefonu ile konuşmak sürüş güvenliğini büyük oranda tehlikeye atabiliyor. Bunun için geliştirilen araç kitleri sürücünün otomobil kullanırken de telefon görüşmesini yapmasını sağlıyor. Son yıllarda dünyanın en hızlı büyüyen sektörü olan kablosuz iletişim teknolojilerinden bluetooth ve wireless sayesinde sürücülerin elleri direksiyondayken yani eller serbest durumda telefon görüşmesi yapmasını mümkün.
Kısa süre önce dünyanın en büyük kablosuz araç kiti üreticisi Parrot’un son modeli MKi9200 serisi blutooth araç kitini deneme fırsatı buldum. Bu kit eller serbest telefon görüşmesi yapabilmenizin yanında, cep telefonunuzdaki ya da taşınabilir mp3 çalar, USB bellek ya da iPhone/iPod cihazınızdaki müzik dosyalarını da otomatik olarak algılayıp aracınızın ses sisteminden dinlemenize imkan veriyor. Buraya kadar herşey normal ve bu teknoloji sizin işinizi kolaylaştırmak ve sürüş güvenliğinizi yükseltmek için geliştirilmiş. Zaten sürüş sırasında direksiyonda bulunan kablosuz uzaktan kumanda sayesinde cihaz üzerinden rehberinizde isim bulup, aramak, ya da sadece sesli komutlarla isim çağırarak arama yapıp, kapatmak, müzik parçaları arasında rahatça gezinmek büyük kolaylık sağlıyor. Kısaca otomobil kullanırken bu teknolojinin sizin hissedebileceğiniz hiç bir eksi yanı bulunmuyor. İlla pürüz istiyorsanız, park manevralarında direksiyondaki kumanda bazen elinize takılabiliyor, ama o kadar.
Şimdi gelelim farklı bir bakış açısına; ABD’de Utah Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre araç kitiyle dahi olsa telefon görüşmesi yapan bir sürücünün öndeki aracın ani fren yapması durumunda verdiği tepkiler normal bir sürücüden yüzde 18 daha gecikmeliymiş. Bu oran, kanuni sınırda alkol alarak araç kullanan sürücülerden daha fazlaymış. Bu gecikme de aniden duran araca arkadan çarpma riskinin iki kat artıyormuş.. Yine ABD’de South Carolina Üniversitesi’nde yapılan diğer bir çalışma da konuşmayı planlamanın ve konuşmanın, dinlemeye göre 4 kat fazla dikkat dağıttığını ortaya çıkarmış. Bu da diğer çalışma gibi araç kiti ile dahi olsa direksiyonda cep telefonu ile görüşmenin sürüşe olumsuz etkileri olduğunu savunuyor. Ama asıl ilginç olan ise sürüşü tehlikeye atan olayın, sürücünün direksiyonda tek elde cep telefonu ile konuşmasının değil, konuşma sırasında çevre görüşünün oldukça azalması ve sadece karşıyı görebilmesiymiş. Normal otomobil kullanımı sırasında kişilerin gözleriyle sık olarak ve geniş açıyla tüm yolu ve çevresini taradıkları, yoldan gözlerini en uzun süreli ayırmalarının, örneğin radyoyu ayarlarken ortalama 1.6 saniye olduğu, buna karşın araç kullanırken elleri kullanmaksızın araç kitiyle dahi cep telefonuyla konuşulduğunda çevreyi tarayıcı göz hareketlerinin çok azaldığı, kişilerin sadece karşıyı görür hale geldiği belirlenmiş. Kendi açımdan düşündüğümde dikkatimi kolaylıkla toparlayabilen birisi değilim. Direksiyonda telefonla konuşmak ise herkes gibi benim de sıklıkla yaptığım birşey. Ama bir kaç gün için deneme amacıyla kullandığım araç kiti sayesinde sadece telefon görüşmelerimi değil, istediğim müziği de ellerim direksiyondayken yönetme şansım oldu. Aklımda kalan ise kablosuz araç kitinin ne kadar büyük bir konfor sağladığıydı.
Teknoloji geliştikçe insanın hayatını kolaylaştıracak özellikleriyle daha fazla bağımlılık yapacak. Yapılan araştırmaların kablosuz telefon kitleri için ne dediği benim için önemli değil. Asıl önemli olan sizin onu nasıl kullandığınız.